Mor Koyun

2010/10/25

|
Uyusun da büyüsün ninni, paldır küldür yürüsün ninni.
Çocuk olduğum zamanlarda, televizyonda izlediğim bebe filmlerinden fazlaca etkilenirdim. O filmlerde çocuk uyuyamadığında annesi ya da babası sıpanın yatağının yanına çömer, ondan koyunları çitten atlatmasını ve atlayan koyunları saymasını isterlerdi. Üç ya da dört koyun çitin beri tarafına hoplayarak geçtiğinde bizim sıpa çoktan uyumuş olurdu.
(uyurken, sarıldığı peluş ayı tarafından bir sabah yenilesi sıpa, mahvetti gecelerimi)

İşte ben de çocukken uykum olsun olmasın, koyunları engelli maraton yarışına hazırlarcasına, hunharca motive eder, en iyi otları yedirir ve canları çıkana kadar irili ufaklı çitlerden atlatırdım. Bazıları çok başarılı olurdu ve onları farklı antremanlara tabii tutardım. İşte mekik olur, şınav olur, komanda yürüyüşü olur.

Hiç unutmam sol gözü siyah geri kalan her yeri mor bir koyunum vardı. Mor Koyun türküsünden haberim olaydı o zamanlar, telif hakkımı sonuna kadar arardım.
Neyse, benim mor koyun o kadar azimliydi ki, çitleri ikişer üçer atlıyor, 100 metreyi 7 saniyenin altında koşuyordu. Onu Gazi Koşusuna soktum. İkinci geldi ve bana yüklü miktarda para kazandırdı. Ordan gelen parayla uzaktan kumandalı çit yaptırmıştım diğer koyunlara. Hepsi bu değişikliğe sevinmiş, çocuklar gibi şen olmuştu. Ne günlerdi be.

Fekat büyüyünce işler değişiyormuş hanımlar-beyler. İşte o sabah 06:32 sularında uyuma zorluğu çekince, dur koyun atlatayım çitten dedim. Hem eski günleri yad eder, koyunlarımdan hala hayatta olanlar ile hasret giderir, yenileri ile tanışırdım. Yani hesapta planlarım bu yöndeydi.
Hemen gözlerimi kapayıp, vazifemi yaptım.! Dur bu başka bir hikayeydi. Koyun yoktu orda.
Gözlerimi kapadım, koyunlarımın ve uzaktan kumandalı çitlerimin olduğu çiftliğe kendimi ışınladım ama zihnimde beliren görüntü hiç tanıdık değildi. Benim çiftliğimde, talim alanımda yeller esiyordu. Okul yaptırılmıştı oraya. Üstelik “ Sol Gözü Siyah Geri Kalan Yerleri Mor Gazi Koşusu İkincisi Medarı İftarımız Şampiyon Koyun Endüstri Uzun Atlama İlk Öğretim Lisesi” isminde. ( breh breh)
Ulan dedim içimden, madem benim çiftliği yıktın, yerine okul yaptın, düzgün bir isim koyaydın pezevenk. Okulun adını yekten söyleyen çocukların direkt master eğitimine alınması gerekir. Nasıl sinirlendim anlatamam. Küfür kıyamet saydıra saydıra okulun bahçesinden girdim içeriye. Kapıda bir görevli belirdi. “Ne kadar çimento gitti bu okula hacı dayı” şeklinde, onu etkisiz hale getirecek bir soru ile ilk hamlemi yaptım. O’ndan bir karşı atak gelmeyince, bana bir çay getir dedim ve kapı kapanmasın diye önüne konan tabureyi çekip üzerine oturdum. İlginçtir, tabureyi aldığım halde kapı hala açıktı. Enteresan.
Neyse, görevli çayı getirdi, oturduk içtik. Köyünden bahsetti, yani bi köy lafı geçti arada, hiç bişi anlamıyordum anlattıklarından, tam olarak nece konuştuğunu çözememiştim. Sanırım ibranice-türkçe kırması bişeydi. Gülünce komik bişi herhal anlattığı diye güldüm, biraz coşunca “vay anasını ya, ciddimisin arkadaş” dedim. Çayım bitti, görüşürüz dedim, o bişiler dedi el salladı, ben de ona salladım bişiler ve ordan uzaklaştım.
Efenim işte sorun tam bu noktada başladı!
Çocukken alıştırıldığım hazırcılık, o zamanlar da gözlerimi kapatmam: önceden kurulmuş, çitleri çekilmiş, içinde zıplamaya hazır eğitimli koyunları olan bir çiftlik görüntüsünün gelmesi için yeterliymiş.
Şimdi ise bırakın o çitleri, koyunları, çiftliği, bunları yapabileceğim uygun bir arazi de bile bulamamıyorum kendimi.
Ama azimliyim. Koyunlar o çitten atlayacak aga. Bunun lami cimi yok.
Haydiii başladım uygun arazi arayışlarına. Büyüdüm ya artık. Öyle hazıra konmayı yediremiyorum kendime.
Uzun uzun elimde sopa, sağa sola sallarayak dolanıyorum. Birkaç kullanılmayan çiftlik buldum. Kimisini restore etmem gerekeceğinden ve yenisini inşa etmekten pahalıya geleceği için, kimisini sallanan bir tabelaya sahip olduğu için beğenmedim. Ee sallanıyor abi tabela, illa ki birisi ölür orda. Kimisini de sahibi ile para konusunda anlaşamadığımız için almadım.

Derken, böyle gölümsü bir su birikintisinin yanında, küçük pembe panjurlu pencereleri olan, tamamen şeker, un, ve yumurtadan yapılma, sonradan Hanzel ve Kraker isimli iki şapşal kardeşin sahip olduğunu öğrendiğim çiftlik evini ve güzel arazisini gördüm. Hemen koştum vardım kapılarına. Dedim müdür satın burayı bana. Olumlu yaklaştılar ama fiyatı çok yüksek tuttular. Yapıştım Hanzel’in eline, başladım hızlı hızlı, birimizden birinin omzu yerinden çıkana kadar aşşa yukarı sallayarak pazarlık tokalaşmasına.
Kurban bayramlarından alışık olduğum üzere iyiyimdir bu konuda.
Hanzel fazla dayanamadı, “Kolum ağrıdı ulan, satmıyorum” diyerek teklifimi geri çevirdi. Ağız burun dalmamak için zor tuttum kendimi.

Bu iki şapşalın çiftliği, böyle kocaman çam, meşe, kavak ağaçlarının olduğu bir yerdeydi. Bu yüzden değerliydi, pahalıydı ama cepte o kadar nakit yoktu. Ee ormanda post cihazını bulmakta olacak iş değildi.

Türk’ün aklıyla baş edilebilir miydi? peaah. Planları yaptım. “Sol Gözü Siyah Geri Kalan Yerleri Mor Gazi Koşusu İkincisi Medarı İftarımız Şampiyon Koyun Endüstri Uzun Atlama İlk Öğretim Lisesi” nin kapıdaki görevlisinden bir bidon benzin aldım. Geceyi de onun yanında yere döşşek serip kanepede uyuyarak geçirdim. Ertesi gün kahvaltı, öğle yemeği, pisiklet ile doğa gezintisi derken akşamı ettim. Yine onun el, benim bi şeyler sallayarak vedalaşmamızdan sonra, çok defa gazetelerde duyduğum, televizyonda okuduğum gibi, verimli arazileri kundaklayıp, çorak bir hale getirip, sonra iki kilo peynir fiyatına alma stratejisini uyguladım.
Gece,  yanan meşe ve çam ağaçları sayesinde günlük güneşlik oldu. İliklerime kadar ısındım.
Üç gün sonra yarım kilo zeytin + bir somon ekmek fiyatına o çiftliği aldım.
Hemen tulumları giyip, kaputu açtım ve yağ kaçıran mustang amblemli doğan eseliks marka arabanın tamirine başladım.! Dur ya gene karıştırdım. Uykusuzluktan efenim, mazur görmek gerek.
Hemen tulumları giyip çitleri yaptım. Komşu çiftliklerden üçer beşer koyun çaldım. Ve özel zıplama timimi oluşturdum.
Ama zamane koyunları öyle böyle değil hanımlar-beyler. Baş etmek, eğitmek çok zor.
Birini elimde kırbaç, koyunun ağzında pinpon topu, çitten hoplaması için eğitirken, beri tarafta sevişen koyunlar mı dersiniz, ayna karşısında süslenen mi, otuna çimenine pişpirik oynayan mı...

Denedim, çabaladım, çırpındım ama olmadı. Eğitemedim. Vaz caydım.
“Sizin en iyinizi kebap 69 da, beyti olarak, iskender olarak yedim ulan ben” diyip, elime geçirdiğim taşı, sevişen o arsız koyunlardan birinin kafasına atıp gözlerimi açtım.

Uyku öyle bir şey ki hanımlar-beyler;
Uykum kaçtı, kaçar.
Uyku tutmuyor, tutmaz.
Uykum geliyor, gelir.
Uykum gelmiyor, gelmez.
Uykuya doyamadım, doyulmaz.
Vücudumla barışıkım, la bi z..tirgit...

Uyku üzerine en iyi lafı Er Ryan’ı Kurtarmak filminde ki Er Daniel Jackson karakterini canlandıran  Barry Pepper söylemiştir.
“ Uyku, ona direndikçe ruhunu esir alan kadın gibidir”

De haydi direnişe geçtim  ben..

( Belki İspanya'da boğa boynuzu yiyen noksanları sayarım, işe yararsa size de tavsiye ederim sonra) ( M.A.S. )

6 yorum:

crazywomenrosemary dedi ki...

"Uyku,ona direndikçe ruhunu esir alan kadın gibidir" çok güzel yakışmış bu güzel yazının yanına..çok ama çok güldüm..yaşa emi..ama uykunu k alarak..

Li'l iL dedi ki...

crazywomenrosemary ; arkadaş ne zormuş adını yazmak. iyiki kopyalayıp yapıştırabilmek gibi bir meziyetim var. efenim teşekkür ediyorum size, lakin kadınların uykuya direnmemeleri gerektiğini unutmayınız. tabi bu biraz da tercih meselesi ama. yani ne biliyim. ben gidiyim ya...

azizenaz dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Kara kedi dedi ki...

amanını mor goyunn meeelerrr gelirrr amanını mor goyunnn

Li'l iL dedi ki...

mor goyunn.. sende biraz iç anadolunun kavrukk bağrı şivesi var gibi.. bi kapı de bakiim :)

Kara kedi dedi ki...

gapı :D bu tür şarkılar böyle okunur bebeğim gırtlaktan çıkacak ses :D

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Lanet olası | Kimsin sen

Fotoğrafım
Yay gibi eğri olaydım elde tutarlardı beni... Ok gibi doğru olaydım elden atarlardı beni...

Şeytanın ışığı seni buraya getirdi!

Ne istediğini biliyorum.

Sana bir muska vereceğim.

Kaderini değiştirecek.

Bunu takarken kimseyi becerme..

Yoksa ölürsün!


benlen ıletişime geç

akinsaglam@yahoo.com

Serseriler

sıkça okunanlar

bunlar iyi bunlar

 

bal dudaklarını yirim

üstad Andy Mckee

hastasıyım