Vücut deyip geçme!

2010/11/02

|

Son günlerde House dizisine taktım! Belki seyretmişsinizdir, New York'taki bir hastanenin, eksantrik Dr. House tarafından yönetilen "Teşhis koyma birimi"ni konu alan başarılı bir dizi. Kanımca dünyanın en şanssız insanları, akla hayale gelmedik, kimi çok basit, kimi çok komplike belirtilerle hastaneye başvuruyorlar. House ve yardımcısı doktorlarsa, adeta bir cinayeti çözer gibi, seçenekleri teker teker eleyip, gerekirse hastanın evine gizlice girip aldığı ilaçları, evde kullanılan kimyasalları da araştırarak, olayı çözüp, teşhisi koyuyorlar! Hikaye boyunca hastaya her tür yanlış teşhis, tedavi, ilaç, ameliyat vesaire uygulanıyor ve genellikle beşinci veya altıncı tahminde, milyarda bir rastlanacak, sözgelimi "Ev böceklerinin yarattığı toksik bilmemne sendromu" veya "24 yıl önceki Çin seyahati sırasında yediği yemekten, bağırsaklarında kalıp beyne giden zıttırıpıt kurdu" gibi, zaman zaman iğrenç, ama hep ilginç bir hikayesi olan hastalıklar bulunuyor ve hasta kurtuluyor! Tabii hastalığın ne olduğunu çözme aşamasında yaşanan bu deneme-yanılma tedavi ve ameliyatlarına hangi Türk hasta nereye kadar tahammül ederdi, daha ikinci aşamada kaç doktor ve hastane değiştirmiş, kaç dava açmış olurdu, onu bilemiyoruz! Ama Dr. House'un hastaları cefakar ve sabırlı. 

Dizi de, benim gibi bir hastalık hastasını tımarhanelik edebilecek kapasitede olmasına rağmen, sürükleyici. Her bölümden sonra, öyküde bahsedilen hastalıklardan yarısını kendimde bulmam, seyir zevkimi biraz azaltsa da, ilgiyle takip ettiğim bir iş House! Bu dönem insan vücudu ve tıpla yakından ilgilendiğim bir dönem oldu dolayısıyla. Her gün oradan oraya taşıdığımız bu vücutla ilgili bilmediğimiz o kadar inanılmaz bilimsel gerçekler var ki. Okuyun, şaşırın, eşe dosta anlatın, muhabbet olsun: 

İnsanlarla şempanzelerin vücudunda, santimetrekareye düşen kıl sayısı aynıymış! Ancak bizlerde, bu tüylerin çoğu görünmeyecek kadar ince veya açık renk olduğu için, insanoğlu şempanzelere oranla daha estetik görünüyormuş! İnsan saçı, neredeyse yok edilemez bir malzemeymiş! Saç, soğuk, hava değişimi, su, hatta birçok asit ve kimyasala karşı dayanıklıymış! Beyin hücreleri Ansiklopedi Britannica'nın beş katı bilgi depolayabilirlermiş! Ve bu müthiş insan beyninin yüzde 80'i sudan oluşuyormuş! IQ'nuz ne kadar yüksekse, o kadar çok rüya görürmüşsünüz! Ama rüya görmediğinizi söyleyerek zekanıza hakaret etmeyin, çoğu rüyalar zaten hatırlanmazmış. Midemizdeki asidin gücü o kadar yüksekmiş ki, bir metal jileti bile eritebilirmiş! (Ama jilet yutup denemeye kalkmamanız, sözüme güvenmeniz daha akıllıca olacaktır!) Tek yumurta ikizleri hariç, her insanın kendine özgü, farklı bir vücut kokusu varmış... 60 yaşına gelinceye kadar, erkeklerin yüzde 60'ı, kadınlarınsa yüzde 40'ı horlamaya başlarmış! Gözlerimizin büyüklüğü, hayat boyu doğduğumuz günle aynı kalıyormuş, ama kulaklar ve burun hayat boyu büyümeye devam ediyormuş. (Bu benim için iyi bir haber değil!) Hastalıkların yüzde doksanının (evet sayıyla 90, yazıyla doksan!) oluşma veya ilerleme sebebi stresmiş! İnsanın öksürüğüyle çıkan sıvı ve beraberindeki mikroplar (Iyyy!) saatte 97 kilometre hızla ilerliyormuş! Hapşırık hızıysa saate 160 kilometreye kadar çıkıyormuş! Sabah kalktığımızda akşam yatarkenki halimizden, aşağı yukarı bir santim daha uzun olurmuşuz! (Eklem araları yerçekimi etkisiyle gün boyu daralıyormuş. Yani gün içinde yavaş yavaş çöküyormuşuz!) İnsan vücudunun en güçlü kası dil, en güçlü kemiği ise çene kemiğiymiş! (Bu konuda kadınlar ve erkekler arasında bir fark olup olmadığı, araştırmada yer almıyor!) Spor yaparak geliştirdiğiniz bir kasın, sporu bıraktığınızda eski haline dönmesi, o kasın oluşmasından iki kat daha uzun sürüyormuş! Benim gibi lapacılar için cesaret verici! Uyuduğunuz oda ne kadar soğuksa, kabus görme olasılığınız o kadar artarmış! Gözyaşı ve sümük, birçok bakterinin hücre duvarını kıran özel bir enzim içeriyormuş! Böylece milyonlarca mikrop, göz ve burun kanalından vücuda giremiyormuş. Bu arada insanoğlu, tüm canlıların içinde, duygusal sebeplerle gözyaşı akıtan tek canlıymış! Bir dahaki sefere kedinizin veya köpeğinizi hüzünden ağladığını iddia etmeyin, tıbben imkansız! 

Ve son olarak, pazartesi günlerine dikkat edin, çünkü pazartesi günleri, insanların en çok kalp krizi geçirdiği günmüş! Hafta sonu eğlencesinden sonra işe dönmenin stresinin bu artışın sebebi olabileceği söyleniyor. ( G.B. )

7 yorum:

Telekinesis dedi ki...

7 senedir deli gibi izliyoruz

Korhan dedi ki...

Abuk sabuk hastane dizilerinden sonra House ilaç gibi geldi.Kaçıncı sezondasın bilmiyorum ama bir süre sonra özel hayatlarına da giriyor ve şahane sarıyor insanı.

Korhan dedi ki...

Kurban olam şu kelime doğrulamayı kaldır onaylı yap ama kaldır :D

Li'l iL dedi ki...

korhan o dediğin şeyin ne olduğunu önce bir öğreneyim :) emin ol kaldırıcam kelime doğrulamayı..

Korhan dedi ki...

kumanda paneli/ayarlar/yorumlar kelime doğrumala gösterilsin mi diye soran şuursuza hayır de ve dön arkanı git:)

Li'l iL dedi ki...

teşekkürler hocam :)
hiç muhattap olmadım, hayır dedim, döndüm arkamı ve asil bir biçimde terk ettim olay mahaalini..çok sevdim bu hareketimi. kızlara da yapıcam aynısını.

crazywomenrosemary dedi ki...

yine öğretirken gülümseten,gülümsetirken öğreten güzel bir yazı..:))

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Lanet olası | Kimsin sen

Fotoğrafım
Yay gibi eğri olaydım elde tutarlardı beni... Ok gibi doğru olaydım elden atarlardı beni...

Şeytanın ışığı seni buraya getirdi!

Ne istediğini biliyorum.

Sana bir muska vereceğim.

Kaderini değiştirecek.

Bunu takarken kimseyi becerme..

Yoksa ölürsün!


benlen ıletişime geç

akinsaglam@yahoo.com

Serseriler

sıkça okunanlar

bunlar iyi bunlar

 

bal dudaklarını yirim

üstad Andy Mckee

hastasıyım